Otizm

Otizm, üç ana semptom tipi ile karakterize olan, ciddi derecede yetersizlik yaratan bir beyin fonksiyonu gelişimsel bozukluğudur. Bu üç ana semptom: bozulmuş sosyal etkileşim, sözlü ve sözlü olmayan iletişim sorunları ve olağandışı veya ciddi şekilde sınırlı aktivite ve ilgi alanları şeklindedir.

Otizm, tipik olarak çocukluğun ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden semptomları olan karmaşık bir gelişimsel yetersizliktir. Otizm spektrum bozuklukları (ASD’ler) veya yaygın gelişimsel bozukluklar (PDD’ler) olarak adlandırılan bir grup gelişimsel bozukluk içinde, tümü daha az veya daha büyük ölçüde bozulmuş sosyal ve iletişim becerileriyle ilgili olan çok çeşitli davranış ve semptomları kapsayan bozukluklardandır.

En şiddetli haliyle otizm, aşırı derecede kendine zarar verme, tekrarlayan, oldukça sıra dışı ve saldırgan davranışları içerebilir.

Bozukluk erkeklerde kızlardan dört kat daha yaygındır ve herhangi bir ırksal veya etnik kökenle ilişkili değildir. Aile geliri, yaşam tarzı ve eğitim seviyeleri de aynı şekilde bu bozukluğun ortaya çıkma ihtimalini kesin olarak etkilememektedir.

Otizm Nedenleri

Otizm, 1943 yılında Leo Kanner tarafından ilk kez tanımlandığından bu yana hastalık hakkında edinilen bilgi birikimi ciddi oranda gelişirken günümüzde halen daha otizm için bilim insanları bilinen tek bir neden dahi saptayamamıştır.

Ancak araştırmalar bunun beyin yapısındaki ya da işlevindeki belirli anormalliklerden kaynaklandığını göstermektedir. Buna göre, beyin taramaları yapılan otizmli çocuklarda beynin şeklinin ve yapısının otizmli olmayan çocuklarınkinden farklı olduğu görülmektedir.

Araştırmacılar çeşitli teoriler üzerine yaptıkları çalışmalarda; kalıtım, genetik ve tıbbi problemler arasında sağlam bir bağlantı kurarken, çocuğun gelişiminde bilinen hiçbir psikolojik faktörün otizme neden olduğunun gösterilmediğini de tespit etmiştir.

otizm

Genetik Faktörler

Pek çok ailede bir otizmli bireyin olması aralarında kan bağı bulunan kişiler arasında da risk faktörünü arttırdığı gözlemlenmiştir. Problemin hangi gen yüzünden aktarıldığı hala daha araştırılmaktadır.

Otizmin ayrıca frajil X sendromu, tüberoskleroz, konjenital kızamıkçık sendromu ve tedavi edilmemiş fenilketonüri gibi belirli tıbbi durumları olan kişilerde daha sık görüldüğü gösterilmiştir.

Çevredeki toksinler ve kirlilik de otizmle ilişkilendirilmiştir. Bu tür bölgelerde yaşayan bireylerin çocuklarında daha çok otizme rastlanmaktadır.

Otizm Belirtileri

Otizm belirtileri, hafiften şiddetliye kadar çok çeşitli kombinasyonlarda ortaya çıkar ve beynin fiziksel bozukluklarından kaynaklanır. Bu belirtilerden bazıları:

  • Aynılıkta ısrar; değişime direnç
  • İhtiyaçları ifade etmede zorluk; kelimeler yerine jestler veya işaret kullanma
  • Normal, duyarlı bir dil kullanmak yerine kelimeleri veya cümleleri tekrarlamak (ekolali)
  • Gülmek, ağlamak, başkalarına görünmeyen nedenlerle sıkıntı göstermek
  • Mesafeli davranış, yalnızlık arayışı
  • Öfke nöbetleri
  • Sarılmayı veya kendine dokunulmasını reddetme
  • Çok az veya hiç göz teması kurmama
  • Normal öğretim yöntemlerine tepkisizlik
  • Sürekli garip oyunlar oynama
  • Nesnelere uygunsuz ekler getirme
  • Ağrıya karşı aşırı hassasiyet veya düşük hassasiyet
  • Tehlike korkusunun olmaması
  • Düzensiz kaba/ince motor becerileri
  • Sözlü ipuçlarına tepki vermeme; işitme testleri normal aralıkta olmasına rağmen sağır gibi davranarak asla bir geri dönüt vermez.

Otizm Tedavisi

Günümüzde otizmin bir tedavisi yoktur. Ancak uygun tedavi nispeten normal gelişimi teşvik edebilir ve istenmeyen davranışların görülme sıklığını azaltabilir.

Doktorlar otizm semptomlarını azaltmak için antidepresanlar ve sakinleştiriciler gibi çeşitli ilaçlar da reçete edebilir. Eğitimsel/davranışçı terapiler, yüksek düzeyde yapılandırılmış ve genellikle yoğun beceri odaklı eğitimi vurgular ve bunlar nispeten mevcut en etkili tedavilerdir.

Erken tedavinin önemi otizmli bireylerin yaşama adapte olabilmeleri için çok büyük önemi vardır. Araştırmacılar, genç, gelişmekte olan beynin son derece değiştirilebilir olduğu kritik bir dönem olduğunu göstermiştir.

Otizmli bazı çocuklar için, yoğun eğitimsel/davranışsal terapi tarafından sağlanan tekrarlanan aktif etkileşim, sinir devrelerini çok fazla ters gitmeden değiştirebilir ve otizm kalıcı hale gelmeden önce düzeltebilir. Erken dönemde çok küçük yaşlarda fark edildiğinde çocuğun hayatında çok ciddi olumlu değişiklikler olabilir. Bu nedenle anne ve babalar zaman kaybetmeden otizm teşhisi konulur konulmaz henüz çocukları çok küçükken profesyonel destek almalıdır.

Otizmli kişilerin normal yaşam beklentileri vardır. Birçok çocukta semptomlar tedavi ile düzelir veya çocuklar büyüdükçe bazıları sonunda normal veya normale yakın bir yaşam sürdürebilir. Ergenlik bazı çocuklarda davranış problemlerini kötüleştirebilir ve tedavi çocuğun değişen ihtiyaçlarına göre ayarlanmalıdır.

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

FAQ

Otizm kişinin iletişim kurma, davranış biçimi ve sosyal hayatını çok ciddi derece olumsuz etkileyen kendine has belirtileri olan hayat boyu süren ancak büyük ölçüde erken teşhis ile kontrol altına alınabilen bir bozukluktur.

Otizmli bireylerin yaşam süresi sağlıklı bireyler ile aynıdır.

• İfadesi yüz • Göz teması kurmama • Duyduğu halde cevap vermeme • Yaşıtlarından farklı olma ve iletişim kuramama • Aileye karşı ilgisizlik

Sürekli tekrarlayan ve size tuhaf gelen hareketleri varsa, mimiklerini kullanmıyor ve ilgisiz davranıyorsa, akranları ile iletişim kurmayı reddediyorsa doktora gidebilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: